BM Genel Kurulu’nca kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin yıl dönümü kutlanırken, bildirinin tüm insanlığın ortak değeri ve uygar toplumun temel özelliği olduğu belirtildi.
DÜZCE – İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nca kabul edilişinin 77. yıl dönümü olan 10 Aralık, yüzyıllar boyunca süren bir mücadelenin ürünü olan, insanların doğuştan ve eşit bir biçimde sahip oldukları hakları ifade eden uluslararası bir belgenin kabul edilişinin kutlandığı bir gün olarak anılıyor.
İnsan Hakları: Evrensel Değer ve Ortak Payda
Birleşmiş Milletler Kurucu Antlaşması’nda önemli bir yer tutan insan hakları, 10 Aralık 1948 tarihinde “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ile özel bir düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Ülkemiz tarafından da 6 Nisan 1949’da onaylanan bu Beyanname, tüm insanların hiçbir ayrım gözetilmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, hür ve onurlu yaşama hakkına sahip olmalarını garanti altına almıştır. Metinde vurgulandığı üzere, insan hakları, tüm insanlığın ortak değeri ve uygar ülkelerin ortak paydasıdır.
İnsanlar arasında hiçbir zaman dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin onlara hür, eşit bireyler olarak, insan onuruyla bağdaşan tarzda muamele etmek, insan hakları kavramının özüdür. İnsan hakları, çağdaş uygar toplumun temel özelliklerinden ve demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.
Koruma Görevi ve Toplumsal Sorumluluk
İnsan Hakları sorununun bütün ülkelerin gündeminde olduğu belirtilerek, tüm devletlerin insan hakları ihlallerine meydan vermemeyi başlıca görev olarak kabul etmesi gerektiği ifade edildi. Ancak, insan haklarının korunması görevi, sadece hükümetlerin başarabileceği bir iş değildir.
Bu görevin; bütün kuruluşların ve aynı zamanda bütün insanların iş birliğini gerektirdiği, bu çerçevede insan hakları bilincinin ve uygulanması için gerekli sorumluluk duygusunun toplumda ve bütün insanlarda bulunmasının büyük önem taşıdığı kaydedildi.
Eşitlik, Özgürlük ve Onurlu Yaşam Hakkı
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, tüm dünya devletleri tarafından ortak değerler olarak kabul edilen insan hakları ilkelerini yansıtmaktadır. Beyanname, tüm insanların ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, doğuş, tabiiyet, servet gibi herhangi bir ayırım gözetmeksizin bu hak ve özgürlüklerden eşit bir şekilde istifade edeceğini ilan etmektedir.
İnsan onuru ve eşitlik, insan hakları fikrinin merkezinde yer alan iki temel değerdir. İnsanların ve toplumların yaşamlarını bu temelde sürdürebilmeleri için gerekli olan değerler ise özgürlük, adalet, ayrımcılık yapmamak, başkalarına saygı göstermek, hoşgörü ve sorumluluktur.
Kamu Düzeninin Teminatı
Açıklamada son olarak, insan haklarının korunup geliştirilmesinin, kamu güvenliğini tehdit eden bir unsur değil, bilakis bireylere onurlu bir yaşamın tüm koşullarını sağlaması yönüyle kamu düzeninin, huzurun ve esenliğin teminatı olduğu belirtildi.
Metin, “Tüm kurum, kuruluş, bireyler ve özellikle medya tarafından insanların insan hakları konusunda bilgilendirilmesi ve hak arama bilincinin geliştirilmesine yönelik bir fırsat olarak görülmesi, insan hak ve özgürlüklerinin herkes için tüm yönleriyle korunup hayata geçirildiği bir dünyaya ulaşılması temennisiyle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününü kutluyor, tüm hemşehrilerimizi saygıyla selamlıyorum,” ifadeleriyle son buldu.





