Doğu Türkistan: Unutulan Soydaşlarımızın Çığlığı ;
Dünya, Filistin’de yaşanan trajedileri ve Suriye’deki iç savaşı konuşurken, Doğu Türkistan’da yaşanan zulüm gözlerden uzak tutuluyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik baskıcı politikaları, sistematik işkenceler ve insan hakları ihlalleri uzun yıllardır devam ediyor. Ancak ne yazık ki, bu zulme karşı dünya genelinde ve Türkiye’de yeterince güçlü bir ses yükselmiyor.
Doğu Türkistan’da kadınlar ve kız çocukları sistematik olarak tecavüze uğruyor, insanlar keyfi olarak tutuklanıyor ve cezaevlerinde insanlık dışı muamelelere maruz kalıyor. Rehabilitasyon adı altında inşa edilen kamplarda, Uygur Türkleri ağır işkencelerle karşı karşıya kalıyor. Çin hükümeti, bu bölgede yaşayan insanların kültürel kimliklerini, inançlarını ve dilini sistematik bir şekilde yok etmeye çalışıyor. Bu yaşananlar, bir insanlık suçu olarak tanımlanabilecek boyutlara ulaşmıştır.
Neden Sessiz Kalıyoruz?
Türkiye, Filistin meselesinde gösterdiği hassasiyeti neden Doğu Türkistan için göstermiyor? Filistin’de yaşanan zulümler karşısında yapılan protesto eylemleri, mitingler ve sosyal medya kampanyaları neden Doğu Türkistan için yapılmıyor? Bu sorulara yanıt ararken, kendimize şu soruyu da sormamız gerekiyor: Biz gerçekten Türk milletinin çıkarlarını mı savunuyoruz, yoksa politik çıkarlarımızı mı gözetiyoruz?
Siyasiler ve Milletvekilleri Nerede?
Türkiye’deki siyasi partiler, milletvekilleri ve toplum önderleri, Doğu Türkistan’da yaşanan zulme karşı neden sessiz kalıyor? 600 milletvekilinin tamamının Türk olduğunu düşünürsek, neden hiçbiri Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızın yaşadığı acıları meclis gündemine taşımıyor? Eğer gerçekten Türk milletini seviyor ve önemsiyorsak, bu zulme karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başta olmak üzere, tüm siyasi liderler Çin’e karşı güçlü bir duruş sergilemeli ve Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık suçlarına karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçirmelidir. Çin’e nota verilmesi ve uluslararası platformlarda bu zulmün dile getirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.
İnsan Hakları Evrensel Bir Değerdir
İnsan hakları, yalnızca belirli bir bölge veya halk için değil, tüm insanlık için savunulması gereken evrensel bir değerdir. Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü görmezden gelmek, insanlık adına büyük bir utançtır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de, her bireyin temel hak ve özgürlüklerini savunmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur.
Doğu Türkistan’da yaşanan zulme karşı sessiz kalmak, zulmü onaylamak anlamına gelir. Bu nedenle, tüm siyasi partileri, milletvekillerini ve Türk milletini Doğu Türkistan’daki insanlık suçlarına karşı harekete geçmeye çağırıyorum. Soydaşlarımızın yaşadığı acıları hafifletmek ve onların sesine ses olmak bizim insanlık borcumuzdur.
İnsanlık Suçu İşlenmesin Doğu Türkistan ve Urimçi’deki Soydaşlarımızın Soykırım İşleniyor Unutmayalım…
Doğu Türkistan’da yaşanan zulmü unutmamalı ve unutturmamalıyız. Filistin, Suriye ve diğer bölgelerdeki insan hakları ihlallerine gösterdiğimiz duyarlılığı, Doğu Türkistan için de göstermeliyiz. Siyasiler ve milletvekilleri, Türk milletinin çıkarlarını savunuyorsa, Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık suçlarını dile getirmeli ve bu zulme karşı güçlü bir duruş sergilemelidir.
Unutmayalım ki, adalet ve insan hakları herkes için eşit ve evrenseldir. Doğu Türkistan’da ve Urimçi’de yaşanan acıları görmezden gelmek, insanlık adına büyük bir utançtır. Gelin, hep birlikte sesimizi yükseltelim ve bu zulme dur diyelim.





