Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Fetullahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı oldukları gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan iki emniyet mensubunun bireysel başvurusunu karara bağladı. Yüksek mahkeme, örgütün mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmalarda ele geçirilen “Garson” kod adlı gizli tanığa ait dijital verilerin hukuki niteliğini masaya yatırdı. Yapılan incelemeler sonucunda, yan delillerle desteklenmeyen kodlamaların tek başına hak ihlali doğurduğuna, somut tanık beyanlarıyla desteklenen durumların ise hukuka uygun olduğuna hükmedildi.
İki Farklı Başvuru ve Yargı Sürecinin Geçmişi
Polis memuru ve ilçe emniyet müdür yardımcısı olarak görev yapmaktayken Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHAL Komisyonu) kararıyla meslekten ihraç edilen Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan, idare mahkemelerine açtıkları iptal davalarının reddedilmesinin ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvurucular, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleriyle isimlerinin listelere eklenerek ihraç edilmelerinin Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürdü.
Garson Kodlu Dijital Verilerin Hukuki Statüsü Belirlendi
Anayasa Mahkemesi, kararında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çözümlenen micro SD kartlar üzerindeki veri inceleme raporlarını detaylıca analiz etti. Yüksek mahkeme, FETÖ/PDY’nin hücre tipi ve atipik gizlilik yapısı göz önüne alındığında bu dijital verilerin iltisak tespiti için önemli bir şüphe odağı oluşturduğunu kabul etti. Ancak idari ve yargısal makamların bu şüpheyi tutarlı argümanlarla teyit etmesi gerektiği, veri analiz raporlarının denetime elverişli olmadığı veya ek delille desteklenmediği durumlarda derinlemesine araştırma yapılmasının zorunlu olduğu vurgulandı.
Mehmet Emin Okyay Kararı: Ek Delil Yoksa İhlal Vardır
Başvurucu polis memuru Mehmet Emin Okyay‘ın dosyasını inceleyen yüksek mahkeme, ilgili idare mahkemesinin yalnızca “Garson” veri listesindeki “EA” (örgütü sahiplenen ama zaafları olan) ve “ETÜD: 2015/1” (2015 yılında bir kez sohbete katılan) kodlamalarını esas alarak davayı reddettiğini saptadı. Başvurucunun Bank Asya hesap bilgilerinin bile yerel mahkemelerce dikkate değer bulunmadığı dosyada, kodlamayı teyit edecek hiçbir yan delil, tanık beyanı veya araştırma yapılmadığı görüldü. Anayasa Mahkemesi, savunma hakkı tam gözetilmeden ve somut veri sunulmadan verilen bu kararın, Anayasa’nın 15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verdi.
Doğan Doğan Kararı: Tanık Beyanları Şüpheyi Teyit Etti
Eski İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı Doğan Doğan‘ın başvurusunda ise tamamen farklı bir hukuki zemin oluştu. Yapılan incelemede, başvurucunun dijital veri listesinde “A4” (teslimiyeti ve bağlılığı üst seviyede olan) olarak kodlanmasının yanı sıra, dosyada çok güçlü tanık beyanlarının yer aldığı görüldü. İki farklı meslektaşının beyanlarında, Doğan Doğan’ın darbe teşebbüsü öncesinde FETÖ/PDY’yi öven bir personel hakkında işlem yapmadığı ve örgütle bağlantılı şahısları kritik şubelerde görevlendirdiği tespit edildi. Anayasa Mahkemesi, yargısal makamların kodlama bilgisini bu somut tanık beyanlarıyla destekleyerek sadakat bağının koptuğunu ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya koyduğunu belirtti. Bu doğrultuda, Doğan Doğan yönünden özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine hükmedildi.






