Geçtiğimiz haftalarda Gümüşova Çaybükü ve Adaköyünden geçen Büyük Melen Nehri’nde yaşanan balık ölümleri sonrası, balık ölümlerine tepkiler olmuştu. Ancak Gümüşova ve Çilimli İlçe Jandarma Komutanlıklarına bağlı ekipler ve çevre şehircilik iklim değişikliği müdürlüğü ve iski yetkililerinin yaptığı ciddi çalışmalar sonucunda, bu olayların sorumlusu hakkında net bilgilere ulaşıldı. Bu tür olaylar her yaşandığında halk, bölgedeki fabrikaların atık su kirliliğine dikkat çekmekte, ancak yetkililerin zamanında müdahale etmediği ve gerekli cezai yaptırımları uygulamadığı eleştirileri gündeme getiriliyor.
Çevre kirliliğiyle ilgili en önemli sorunlardan biri, fabrikaların zehirli atıklarını nehir ve derelere bırakarak doğayı ve balık popülasyonunu ciddi şekilde tehdit etmesi. Bölgede yaşayanlar, yıllardır bu durumu yetkililere bildirmelerine rağmen, Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğü ekiplerinin olay mahalline ya hiç gelmediğini ya da geç geldiğini, böylece akarsuların zehirli atıktan temizlenip suyun normale dönmesinden sonra geldiklerini ifade ediyorlar. Olay yerine geç gelen ekipler, akıntının etkisiyle suyun temizlenmiş halini görerek, olayı ciddiye almamakla suçlanıyor.
Daha da vahimi, Düzce Valiliği ve Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamalarda, bu tür çevre kirliliğine yönelik haberlerin sürekli yalanlandığı belirtiliyor. Basının yaptığı araştırmalar ve haberler, resmi kurumlar tarafından “yanıltıcı” olarak nitelendirilmekte ve basına yönelik suçlamalar yapılmakta. Bu, halkın yetkililere olan güvenini zedelemekte ve sorunun çözümüne yönelik adımların atılmadığı algısını güçlendirmektedir.
Çevre kirliliğine sebep olan fabrikalar konusunda halkın en büyük eleştirisi, denetimlerin yetersiz kalması ve cezai yaptırımların caydırıcı olmaması. Çevre kirliliğine neden olan bir fabrika tespit edildiğinde, her seferinde su analizinin yaklaşık 6.000 TL’ye mal olduğunu belirten yetkililer, bu analizi sürekli yapmanın maddi bir yük oluşturduğunu savunuyorlar. Oysa bu tür durumlar için önerilen çözüm, suçu sabit olan fabrikalara yüksek miktarda para cezaları ve işletmenin geçici kapatılması gibi sert yaptırımların uygulanması.
Önerilen çözüm yolları arasında, zehirli atık bırakan bir işletmeye ilk tespit edildiğinde 50 milyon TL para cezası ve 3 ay geçici kapatma cezası verilmesi bulunuyor. İkinci suç tekrarlandığında bu ceza 100 milyon TL’ye çıkmalı ve işletme 6 ay süreyle kapatılmalı. Eğer üçüncü kez aynı suç işlenirse, işletmeye 1 milyar TL para cezası uygulanarak süresiz kapatma cezası verilmelidir. Bu tür ciddi yaptırımların uygulanması, fabrikaların çevreye zarar vermesini önlemede etkili bir çözüm olabilir.
Yetkililerin sahada olmaması ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, halkın büyük tepkisini çekiyor. Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğü yetkililerinin yaptığı bir açıklamada, ihbarların anında değerlendirilmediği yönündeki eleştiriler üzerine “Her ihbar ettiğinizde asker gibi dakikalar içinde olay yerinde olmamızı bekliyorsunuz” şeklinde bir tepki verdiği iddia ediliyor. Bu tür açıklamalar, yetkililerin sorumluluktan kaçındığı izlenimini yaratırken, sorunun köklü bir şekilde çözülmediğini göstermekte.
Sonuç olarak, bölgede yaşanan balık ölümlerinin ve çevre kirliliğinin önüne geçmek için sadece denetimlerin değil, ciddi ve caydırıcı cezaların da devreye girmesi gerekiyor. Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğü ile ISKI ekiplerinin sahada daha aktif ve hızlı bir şekilde bulunmaları, bu tür olayların tekrar yaşanmaması adına büyük önem taşıyor. Ayrıca, basına yönelik yapılan suçlayıcı açıklamalar yerine, çevre koruma konusunda işbirliği yapılması, toplumun güvenini yeniden kazanmak adına atılması gereken önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.





















